top of page

Yürekten İstemek ve Hareketi Karşılamak: Yeni Yılın Enerjileri Üzerine Notlar

  • Yazarın fotoğrafı: Yudum Kaymak
    Yudum Kaymak
  • 2 Oca
  • 3 dakikada okunur

Selamlar;


Yeni yıla başlarken yeni başlangıçlar yapmak adettendir. Ben de uzun zamandır hayalini kurduğum bir konuda hızlıca eyleme geçmek istedim. Düzeni nasıl olur bilmem ama arada bir bilgilendirici, hislere dokunan, o anın sezgilerini ve duygularını içeren yazılar kaleme almak istiyorum.


Yazmak zaten benim için çok keyifli bir eylem.

Hem içimi dökmek hem fikir geliştirmek, kendimle yüzleşmek; bazen de yaratıcı bir süreci karşılamak için yazarım. Ritmik ve akışta geldiği gibi yazmayı severim. Çok planlı değilimdir. Ama tüm bu akıcılığın içinde çok saf bir kendilik hali var; işte onu seviyorum.

Yazmak danışanlarımla yaptığım çalışmalarda da kullandığım bir araç. Kendimde olduğu gibi danışanlarımın da bazen bir kelime, bir cümle ya da bir fotoğraf üzerine hızlıca yazıp duygularına dokunabilmeleri için alan tutmayı severim. Bu anlık akışla gelen yazılarda öyle karşılaşmalar oluyor ki bazen, büyük sırlar çözülebiliyor.


Bu blog sayfasında yazarken de o kendilik halini olduğu gibi ortaya dökesim var. Arada seanslardan ve danışmanlıklardan da bahsederim, arada tez çalışmamda ele aldığım nesiller arası aktarım, duygu düzensizliği ve kişiler arası iletişim konularına değinirim. Tutkuyla okuduğum kitaplardan alıntılarla süslerim. Ve siz okuyanlara sorular bırakırım… Umarım sizlerden de yanıtlar alır, belki de yeni sorularla karşılaşırım.


Madem yeni yıl başlangıçları diye bir giriş yaptım, biraz bu yılın enerjilerine dokunalım.



Bu yılın başında duyulan ilk tema: “Yürekten İste ve Hareketi Karşıla”. 

Bu temanın "yürekten iste" içeriğinde klasik bir temenni-dua modu yok açıkçası. Gerçekten üzerine düşünerek, hissederek; kendi kişiliğimizle, ruhumuzla uyumlu olanı istemeye davet ediyor.

“Ne istediğimi bilmiyorum” ya da “isteme lüksüm yok” gibi dirençlerle karşılaşırsanız, biraz kolaylaştırıcı sorular önerebilirim:

  • Son zamanlarda nerede ve nasıl vakit geçirirken neşelendiğimi, kendimde olduğumu hissediyorum?

  • Bundan 3–4 yıl sonra neleri tamamlamış olursam kendimi başarılı hissederim?

  • Yeni biriyle tanışırken kendimden bahsederken en çok uyumlu hissettiğim özellikler neler?

  • Bu özellikleri açığa çıkaran durumlar, mekânlar, eylemler hangileri?

 

Bu sorular üzerine düşünmek ve — yukarıda da sıkça bahsettiğim gibi — sezgisel bir akışla yanıtları yazıya dökmek, hayatta ve kendimizden ne isteyeceğimize dair ciddi bir donanım sağlıyor.


“Hareketi karşıla” kısmı ise şubat ayının sonlarında başlayan güçlü bir enerji olarak görünüyor. Ne istersem ve dillendirirsem — yazarak, çizerek, sohbet ortamlarında anlatarak — onun gerçekleşmesine yol açan hareketler de hayatıma gelmeye başlıyor.

Genelde kişisel gelişim anlatılarında “harekete geç” denir, değil mi? Ama bu seferki enerji biraz farklı: Hareketi karşıla! Çünkü adım atsam da atmasam da, o hareketi hayatıma dahil edecek enerjiler oldukça aktif. Buradaki püf nokta dillendirme kısmı. Yani kuantumcu bir yerden “negatif düşünürsen onu çekersin, pozitif düşün" demek istemiyorum. Ama eğer olumsuz döngülerimi, başarısızlıklarımı, kurban rolünde kaldığım durumları sürekli dillendirmeye devam edersem; hareketin de oradan geleceğini fark etmek önemli.

Gelelim ikinci temaya. Bu hem kolektif hem bireysel olarak çok yoğun karşıma çıktı: “Dünyanın ağrı eşiği düşüyor.”

Bu ne demek?


Bireysel düzeyde bakarsak; ağrı eşiğimiz yüksekse ufak tefek yaralanmalarda ya da hastalıklarda çok da yıkılmayız. Ama ağrı eşiği düşükse, daha erken destek alma ihtiyacı hissederiz. Doktor, ilaç, bir arkadaşın omzuna yaslanmak gibi.

Günümüzde ağrı eşiğinin yüksek olması bir marifet gibi sunuluyor: “Ben ne acılara katlandım, yıkılmadım, ayaktayım.” Oysa bazen bu yüksek ağrı eşiği, kolayca iyileşebilecek bir arızanın uzamasına, derinleşmesine ve çözümün zorlaşmasına neden olabiliyor.


Kişi kendinden bilir: Ben bir romatizma hastasıyım. Ağrı eşiğim yüksek olduğu için çoğu zaman atakların başlangıcını kaçırıyorum ve ancak çok ilerlemiş bir durumda doktora gidiyorum. Bu da tedavilerin ağırlaşmasına ve iyileşme sürecinin uzamasına yol açıyor.


Peki ağrı eşiğinin düşmesi ne anlama geliyor?Artık bizi yoran, sıkan, üzen, acıtan durumlarda uzun süre kalmak zorunda olmadığımızı hatırlatıyor. Daha kolay itiraz edebileceğiz, ihtiyaçlarımızı kollayacak ve destek istemekten çekinmeyeceğiz.


Kolektif düzeyde ise; zorlu otoriter baskılar, haksızlıklar ve değersizlikle başa çıkmak için ortak yollar geliştirebileceğimizi gösteriyor bu tema.

İlk başta beni irkilten bu ifade, üzerine düşündükçe iyileştirici çatışmaların alanını açıyor gibi geliyor.



İlk temaya uygun olarak kendi “Yürekten İste” listemi de buraya bırakayım:

  • Yaşama sevinci ve neşe kavramlarını son yıllardaki deneyimlerimle daha derinden anlamlandırabildim. İnsan kendini tanıyor ve doyasıya yaşayabiliyorsa; başkalarının beklentilerine ve yargılarına göre şekillenmek yerine özgün benliğiyle var olabiliyorsa, neşe de kendiliğinden geliyor. Hüzün, yas, acı ve öfke gibi zorlayıcı duygular da bu neşenin bir parçası haline geliyor. Öncelikle bu yaşam aşkını sürdürebilmeyi; ardından da paylaşarak büyütebilmeyi istiyorum.

  • Bireysel seanslar, aile dizimi çalışmaları, eğitimler, yazılar ve belki de sesli-görüntülü buluşmalarla; dileyenlerin kendi özleriyle temas etmelerine yoldaşlık edebilmek istiyorum.

  • Kendimi hastalıklarımla tanıttığım dönemler geride kaldı, çok şükür. Bedenimle barışık, dinç ve hareket özgürlüğünü doyasıya hissettiğim bir uyumu yakalamayı istiyorum.

  • Son yıllardaki yaşam tarzım daha sade ve yalnız vakit geçirmemi gerektirdi. Ama bunun da dönüşme vakti geldiğini görüyorum. Daha sosyal, daha paylaşımlı; sevdiklerimin elinden tutabildiğim, sımsıkı sarılabildiğim nice buluşmaların olduğu günler, tatiller ve geziler planlamak istiyorum.



Kendi “Yürekten İste” listesini paylaşmak isteyenleri yorumlara bekliyorum.


Neşeli, coşkulu bir yıl olsun.

 
 
 

Yorumlar


© 2035 om.be tarafından. Wix tarafından desteklenmekte ve güvence altına alınmaktadır.

bottom of page