top of page

Görmek, Görünmek, Görülmek Üzerine…

  • Yazarın fotoğrafı: Yudum Kaymak
    Yudum Kaymak
  • 13 Tem
  • 3 dakikada okunur

Görünürlük gerçekten ne demek? Takdir edilmekten, anlaşılmaya; sosyal medyadan sistemik bakışa uzanan bir düşünce yolculuğu.


Görünürlük gerçekten nedir? Gerçekten ama… Görünür olmak bir insan için ne ifade eder? Arayış, ihtiyaç, aşırılık… Biraz geçmiş nesillere gidelim… Bazı ebeveynlerin sesinden şu cümle tanıdık mı? “İlgi mi çekmeye çalışıyorsun sen!” Adeta bir ayıp işlemiş gibi azarlanır çocuk, zira görülme ihtiyacı şımarıklıktır…  Halbuki, evet, ilgi çekmeye çalışır çocuklar. :) Yine varsayalım ki geçmişte, - artık günümüzde olmaması diliyorum - görünürlük kimileri için korkutucudur. Kimliği ya da var oluş biçimini ortaya koymak, dışlanma sebebidir o yüzden nefes alan bir canlı olarak ortada olan ama bireyselliğini saklayanlar çoktur toplum içinde. Biraz daha günümüze yaklaştığımızda ise görünürlük kimileri için bir amaç olmuş durumda. Doğru ışıkta ve fonda çekilmiş fotoğraflar, herkesin özendiği deneyimlerin paylaşımı, takipçiler, beğeniler… İyisiyle kötüsüyle hakkında konuşulur olmak. Kalplerle, kalabalık etkinliklerle, bazen de maddi karşılığıyla ödüllendirilen bir görünürlük anlayışı. Ben de son zamanlarda kendi görünürlüğüm üzerine çok düşünüyorum. Çalışmalarımı anlatmak için pek çok deneme yapıyorum.

Bir sosyal medya postuna neler koyacağımı düşünüp duruyorum.

Güzel bir fotoğrafımı arıyorum önce… Doğal olsun ama dağınık olmasın. Rahat görünsün ama laubali durmasın. Güvenilir hissettirsin ama çok da ciddi olmasın… Sonra kısa bir metin yazayım diyorum. Aldığım eğitimleri sıralıyorum, bir sürü etiket ekliyorum… Hangisi gerçekten tuttuğum alanı karşılıyor, bulamıyorum. Zira eğitim isimleri, sertifikaları ve hatta içerikleri bile harmanladığım ve sunduğum hizmeti anlatmaya yetmiyor. Başıma gelenler ve onlarla başa çıkma hâllerim de işin bir parçası. Uzun süre yatağa düşüren, dönüp dolaşıp beni yoran hastalık, mesleğim, iş deneyimlerim, başıma gelen talihsiz olaylar…

Bunların hiçbiri tek başına beni tanımlamıyor. Ama her birini nasıl yaşadığım; kimilerini geride bırakma, kimilerini sahiplenme biçimimle ben benim. Tüm bunları, olduğum gibi ben olan ben halimi görünür kılmak mümkün mü?


Peki ne zaman gerçekten görünür oluruz?

Fiziksel görünüşümüzle tamamen barışıp kalabalık ortamlara girme, fotoğraflar ve videolar çekip paylaşabildiğimizde mi? Görünüşümüz duygu dünyamızı, başımızdan geçenleri, hayallerimizi dışa vurmaya yeter mi? Tam tersi olsa, sadece hikâyelerimizi görünür kılınca biz de hâlâ var oluyor muyuz? Yaşadığımız acılar, seçimler, vazgeçişler, yeniden başlayışlar ve başarılar… Birden biz, biz olmaktan çıkıp başımıza gelenlerden ibaret mi kalıyoruz?


Sistemik dizim perspektifinde de görünürlüğün yeri derindir. Unutulan, görmezden gelinen, yok sayılan kişi ya da durumlar, nesiller arası aktarımla dalga dalga gelir; geniş bir yüreklilikle bakılıp kucaklanana kadar rahat bırakmazlar.

Aslında görünür olmaya çalışan, tabii ki kişi ya da durum değil, bastırılmış bir duygudur.

Tamamlanamamış bir tepki…

Hakkı verilmemiş bir korku ya da hüzün…

Bastırılmış bir acı…


Bıraktıkları iz; sözlerle, suskunlukla, yasaklarla, bedensel tepkilerle, epigenetik yapılarla ve kültürel kodlarla aktarılır durur. Bir gün biri çıkıp bakana, bakıp gerçekten görene, o duyguyu yaşayarak tamamlayana kadar…


Görünürlüğün bir yetenek olduğu hâller de var tabii.

Bir duygu ya da düşünceyi kitlelere anlatabilme kabiliyeti… Bir gruba hikâye ya da bir sınıfa ders anlatarak, bir topluluğa ideallerini ve hayallerini aktararak, sahneye çıkıp şarkılarını söyleyerek, atletik rekorlar kırıp ismini tanıtarak görünür olanlar…

Kimi kendisi kimi bir topluluk adına kabul görmek için görünür olur. Kimisi ise toplulukları harekete geçirecek, onlara ilham verecek güce sahip olduğu için.


Peki tekrar tekrar soruyorum, bütün bunların içinde aradığımız görünürlük tam olarak nedir? Anlaşılmak mı? Alkışlanmak mı?




Benim anladığım kadarıyla görünürlük aslında bir yaşam çağrısı.

Sosyal varlık olan biz insanların, hayatta olma ve bunu hissedebilme deneyimi görünürlükten geçiyor.

Kastettiğim; kişi sayısıyla, takipçilerle ya da beğenilerle ölçülen görünürlük değil. Her gün temas ettiğimiz insanlar tarafından gerçekten fark ediliyor olmak.


Bir bebek için annesinin acıktığını ya da uykusu geldiğini fark edip onu emzirmesi…

Bir çocuğun ilgiye ihtiyaç duyduğu için yaramazlık yaptığının anlaşılması ve sarmalanması…

Bir öğrencinin sınıftaki tutumunun başa çıkamadığı bir duyguyla ilişkili olabileceğinin görülmesi…

Bir arkadaşın bazen konuşmaya, bazen susmaya, bazen dans edip eğlenmeye bir yoldaş arayabileceğinin fark edilmesi…

Alışılandan farklı deneyimlere ya da görünüşe sahip olsa da herkesin, diğer herkes gibi yaşama hakkına sahip olduğunun görülmesi…


Ne ünlü olmak…

Ne sürekli göz önünde olmak…

Belki görünürlük sadece kendin olabilmek ve o kendilikle başkalarıyla temas kurabilmek. İşte bu yüzden görünürlük, en çok saklanmayı bırakmakla ilgili geliyor bana. Ve aslında görünürlük, başkalarının bizi görmesiyle değil; kendimizi görmeye cesaret ettiğimiz anda başlıyor.

Yorumlar


© 2035 om.be tarafından. Wix tarafından desteklenmekte ve güvence altına alınmaktadır.

bottom of page